Loader
  • June 9
  • 4 dakika okuma süresi
  • Dinle

Anayasa Mahkemesi Belirsiz Alacak Davasının Hukuki Yarar Yokluğu Nedeniyle Usulden Reddini Anayasa’ya Aykırı Buldu

Anayasa Mahkemesi Belirsiz Alacak Davasının Hukuki Yarar Yokluğu Nedeniyle Usulden Reddini Anayasa’ya Aykırı Buldu

Anayasa Mahkemesi [“AYM”] 20.04.2022 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 2019/12190 başvuru numaralı kararı ile, genel eda davası olarak açılması gereken davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılması nedeniyle usulden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkının orantısız sınırlaması olacağını belirterek ihlal kararı verdi.

Karara Konu Olayın Gelişimi

Türk usul hukukunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun [“HMK”] 107. maddesi uyarınca, belirsiz alacak davaları ancak alacağın davanın açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin beklenemediği veya imkânsız olduğu hallerde açılabilmektedir. Belirlenebilir bir alacak için belirsiz alacak davası açıldığında ise mahkemeler davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığından bahisle dava şartı yokluğundan ret kararı vermektedir [Örn. bkz. HGK. E. 2016/482 K. 2018/1047 T. 9.5.2018; HGK. E. 2015/2551 K. 2018/1022 T. 9.5.2018].

Karara konu olayda, Belediye işçisi olan başvurucu, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret ve ikramiye alacaklarından eksik kalan tutarın tahsili için Belediye aleyhine İlk Derece Mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Davanın kabulüne karşı yapılan temyiz başvurusu neticesinde Yargıtay 22. Hukuk Dairesi bakiye alacağın toplu iş sözleşmesi kapsamında belirlenebileceğini; bu kapsamda dava konusu edilen alacağın gerçekte belirlenebilir olduğunu ve bu taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini ifade ederek, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi de bozma kararına uyarak davayı hukuki yarar yokluğundan usulden reddetmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nin uyma kararı Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından onanmış; bunun üzerine bireysel başvuruda bulunulmuştur.

Anayasa Mahkemesi Kararının Özeti

AYM kararında ilk olarak Yargıtay’ın görüşünün medeni usul hukuku bakımından isabetini sorgulamanın kendi görevi olmadığını ve sadece mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespiti bakımından bir değerlendirme yapacağını ifade etmiştir.

Akabinde, yanlış bir yöntemle dava açılmış olduğu takdirde usulden ret kararı verilmesinin, en etkili davanın açılmasını temin etmek için elverişli bir araç olduğu değerlendirilmiştir. Buna karşın AYM’ye göre, usulden ret kararı verilmesi yönündeki bu müdahale başvurucunun haklarını en az zedeleyen araç değil, ağır bir müdahaledir. AYM bu noktada, hâkimin belirsiz hususları açıklatma yetkisine sahip olduğunu vurgulayarak hâkimin bu kapsamda güçlü yetkilerle donatıldığını ifade etmiştir.

Sonuç olarak, AYM yanlış yöntemle açılan dava için usulden ret kararı verilmesinin başvurulabilecek son çare olmadığını, daha hafif bir müdahale aracı seçilmesi gerekirken mahkemeye erişimi imkânsızlaştıran bir yolun tercih edilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

AYM’nin bu kararından sonra belirsiz alacak davasının uygulamada kötü niyetle ileri sürülüp sürülmeyeceği merak konusu olacak.